Tezgahın Diğer Yanı

Aralık 7, 2011 at 1:32 am ("Düm"düz Yazılar, Bir Tezgahtarın Seyir Defteri, Saçmalamalar!, zafromel)

Mağazacılığa Giriş I-Kredi 2-Zorunlu Ders

Pırıl pırıl parlıyor numarası yaparak, bir Alman disipliniyle dantellendirilmişçesine dışarıya, içerideki sidik kokularının taşmasını engellemeye çalışmakla geçer bir mağazacının hayatı.

Mağaza girişleri bu konunun anahtarıdır. Vitrinler dükkana pardon mağazaya son sevkiyatta gelen ürünlerle güncelleştirilirken hem tek tek manken hem de mankenler arası kombinlerin marka standartlarına uygunluğu titizlikle incelenir.

Bu ve daha daha çoğunu yapan biz mağazaların küçük insancıkları için standart bir mesai günü; yemek ve çay molalarımızı kovalamakla yani bu molalar arası iş vaktini başımızdan savmanın yaratıcı yollarını aramakla geçer.

Bir mağazadan içeriye müşteri olarak girmekle oranın çalışanı olarak girmek arasında Hakkari-Edirne arasını fayton veyahut F-16 ile kat etmek kadar fark vardır. Müşteri olarak girdiğinizde gözünüz ufak tefek aksaklıklara pek takılmaz, sizi igilendirmez de zaten. Fakat bir mağazacı olarak bir mağazaya girmişseniz, bok atmaya münasip, yayı gergin katapult gibi dolaşırsınız içeride.

Vitrin önemlidir. Çok önemlidir. O kadar önemlidir ki vitrinlere haddinden fazla önem verilir. Kimi Antik Maya sözlüklerinde “vitrin” kelimesinin “tuzak” kelimesiyle eş anlamlı olduğuna yemin eden kimi uzaylılarla kontak kurmuş kimi kimseler bulunduğu gibi saçma teoriler ortalıkta dolaşadursun, vitrin gerçekten ağzı açık, müşteriyi kapıdan içeri girmeye davet eden dev, camdan fare kapanlarıdır.

“Vitrinde gördüğüm kazak ne kadar acaba?” gibi bir soruyla gelen müşteriyi standart seviyedeki bir satış danışmanı eline geçirdiğinde, söz konusu müşteri kendisini yarım saat sonra aynı kapının dışında, elindeki poşetlerin içinde çanta, çorap, saç bandı, etek, gibi keskel-alaka, hiç ihtiyacı olmayan ürünlerle bulabilir. Muhtemelen bu keskel-alaka ürünlerden bir ya da ikisi bir hafta içinde iade edilmek üzere geri gelecek fakat bir kazak uğruna ne cüzdanların battığı bu mağazada müşterimiz bu sefer yeni gelen başka bir ürünün cazibesine kendisini seve seve kaptırarak, üstelik üste para ödeyerek mağazadan elinde yine -ve getirdiği adetten fazla- poşetlerle çıkacaktır.

Kısır döngü devam eder ve siz kapalı kapılar arkasındaki o sidik kokusunu dışarıya sızdırmamanın inceliklerini gün geçtikçe daha ustaca uygulamaya başlarsınız.

…ve işte vitrine şöyle bir bakış attınız, gözünüz bir kazağa takıldı, mağazadan içeriye adımınızı attınız. Hazır mısınız? Şalterler kalksın, yakın spot ışıklarını ve trajikomik kabaremiz başlasın!

(Sonraki dersler: Mağazada Hiyerarşi ve Kademeler Arası Kısa Paslaşmalar, Tipler, Egolar, Personel Olmanın Dayanılmaz Hafifliği, Yönetilmezi Yönetmek…)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: