#1

Ağustos 9, 2011 at 10:48 pm ("Düm"düz Yazılar, Saçmalamalar!, zafromel)

Bir mavi balina kadar açtı lokantaya girdiğinde. Karnı aç olmasa da pek tok gözüken bir tipi yoktu zaten dışarıdan bakınca. Kemersiz pantolonu kıçından düşüyordu. Üzerinde kemer, bileklik türevi tokalı aksesuarlara bir saniye bile tahammülü yoktu. Velhasıl kelam kimi takıntıları vardı, gevurcası az biraz obsesif.

Lokantanın içindeki kimseye bakmıyor hele ki göz gibi iç gıcıklayan temaslardan özellikle kaçıyordu. Kaçmadığı tek bir temas türü vardı, halı sahada omuz omuza mücadeleler. Menüye öylesine göz gezdirdi. Lahmacun yese içi kıyılacak, akşama kadar litrelerce su içecek, su içtikçe yarım saatte bir çişe gidecekti. Gözü kaşarlı pide satırına iliştiği an, burnunun ucunda, garsonun garson da bilmez kaç iş günüdür yıkanmamış, lokanta kapanışlarında sandalye üstüne bırakılan yeleğini buldu. “Bi’ kaşarlı pide bi’ de kola, kutu olsun.” özlü-kısa siparişini verdi. Garson yorum yapmadan masadan ayrılıp ocağın başındaki ustaya “Bi’ kaşarlı!” özlü-kısa talimatını verdi.

Bilmem kaç bin numaralı kanun yüzünden dışarıda yemek yemek ciddi bir soruna dönüşmüştü. Sigara yasaktı. Pide gelene kadar ne bok yiyeceğini düşündü. Televizyonda hanzo klipler yayınlayan bir müzik kanalı açıktı. Başka şeyler düşünerek kendini tvye bakarken bulduğu bir sırada garson yeleği pideyle kolayı masaya bıraktı ve hızla uzaklaştı.

Kafasını bir saniye kaldırmadan, mavi balinalara özgü yemek yeme tarzıyla yutmadan attı mideye pide kesintilerini, dikledi kolayı, kasadaki amcaya bakmadan hesabı ödeyip siktirir gider gibi çıktı lokantadan.

İlk önce sola sonra sağa, sonra kararlı bir şekilde karşıki apartmana aynı kararlılıkla tekrar sağa baktı ve bir anda çark ederek sol istikamette yürümeye başladı.

“Yemin ederim ruh hastasıyım ben. Millete söylesen artistlik yapıyorum, kuul görünmek için yapıyorum sanar. Beni de o kızlara ilginç görünmek için prozac alan, kırk yılda bir hikayeden doktora giden tiplerden sanarlar. Doktor bunlara ‘Siktir git bi-şeyin yok’un doktorcasını söylüyor, bunlar da iki gün bohem takılıyo numarası, pıt bi kız soruyor ‘Nen var?’ diye, çat sıçtın. Yok bilmemne distimik bozukluk, kronik depresif hafiften manik ultra süpersonik! Hepsi kendini Lizard King sanıyor, ağzını yüzünü siktimin am budalaları!”

Bol küfürle döndü köşeyi. Kafasındaki küfür kıyamet bittiğinde “Tekrar gözden geçirdim, yalan söylememişler.” satırları geçti aklından. Öncelikle babası O’na yalan söylememişti. “Çok gaptırma olm kendini!” demişti babacan bir umursamazlıkla. Babalar bilir, söyler, yine de çok müdahale etmek istemezler oğullarına. Yaşasınlar da görsünler eşek sıpaları. Kendileri oğullarının dedelerini çok mu dinlemişlerler zamanında?

“Çok kaptırmıştım kendimi hakikaten. Yine. Korkuyorum abi ne yalan söyleyeyim? Götüm yemiyor. Nerede duymuştum ben bunu? ‘Koşan atlar düşen atları hatırlatır.’ Hep kafamın içinde.”

Tıpkı sevdiği cümleler gibi kafasındaydı yine ve sanki asırlar sonra bir hatun kişi. Tıpkı babasının dediği gibi “Gaptırmak” istemiyordu kendini. Ve fakat artık çok geçti, tanıyordu kendini, arkadaş sohbeti deyimiyle “Yarrağı yemişti.”

Ayıkla aşkın taşını. “Bahara özgü bir saçmalama evresi bu yaşadığım. Kışın geçer. Şu yazı bi’ atlatsam. Bahar saçmalığı.”

25.04.11

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: