The Memory Remains

Temmuz 19, 2008 at 9:31 pm (Saçmalamalar!)

 

Kafadan söyleyelim, evet, 27 Temmuz 2008 Pazar günü İstanbul’dalar. Zaten kasabına manavına varana kadar herkes biliyor bunu. İnternetten grupla ilgili ansiklopedik bilgileri zaten bulabilirsiniz. Beni tanıyorsanız zaten bu bilgilerin yarısını size siz istemeseniz de vermişimdir. İşin benim için ne anlama geldiğini anlatacağım burada. Madem ki net günlüğü bu, tutalım bakalım. Köklerden başlayalım!

 

Etrafa 13562 kere anlattığım ’99 konseri hayatımdaki dönüm noktalarından biridir misal. Başka türlü bir müziğin de olduğunu görmem bu adamların şarkılarına arkadaşlarımın abileri sayesinde aşina olmamla başladı. “lan güzelmiş bu şarkılar abi” dedikten kısa bir süre sonra müptelası olmuştum grubun. On iki bilemediniz (O nasıl laf lan öyle? ‘Bilemediniz, yokum diyoooor!’) on üç yaşlarındaydım. Gollum dönemim. Hormonik değişikliklerin yanı sıra harmonik değişiklikler de bu dönemde başladı. Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği (Yoksa ‘Sözlü Hafif Batı Türk Müziği’ miydi Bu nasıl bir tabirdir Allah’ım düşününce çıldırası geliyor insanın. Ayrıca ‘Hafif Batı’ ne demek? Her ne karın ağrısı ise işte.) günlerinden ağır metale kayış.

 

E yaş çok müsait, bunalım dönemindesin, aynalara küsmüşsün aynaların haberi yok, ananı-babanı adamdan saymıyorsun, dünyaya rest çekmişsin dünyanın haberi yok, yeni bir şeyler arıyorsun. Ve gerçekten de çok güzel bir şey buluyorsun: MetallicA

 

İki sene duraksız dinledikten sonra bir gün o dönem aldığım müzik dergilerinden birinde bir habere rastlıyorum: Metallica 13 Haziran’da İstanbul’da! Yıl ’99. Hemen arkadaşımı arıyorum ev telefonundan, o dönem mobil telefon diye bir şey varsa bile -ki hatırladığım kadarıyla yoktu- İskandinavya’dan Türkiye’ye daha ulaşmamış, haber veriyorum. Uzun hikayenin 13563. kısası konsere gidiyoruz. Ağzımız açık geri dönüyoruz.

 

Şimdi gelelim bugüne. Metallica’nın benim müzik vizyonumu değiştirmesiyle birlikte farklı müzik türlerinden zevk alıyorum, araştırıp buluyorum, en büyük hobim bu. Hayatta zevk aldığım nadir olaylardan biri. Yeni bir şarkı, müzisyen, grup bulup (Ya da eski tarihli olabilir de biz bilmiyoruzdur.) tadını çıkarmaktan ayrı, o müziği çevreme dinletip onların zevk almasından ayrı zevk alıyorum.

 

İtiraf kısmına gelirsek elbette eskisi kadar heyecanlanmıyorum konser için aslında sırf James Hetfield denen ve sahnede ‘yarı-tanrı’laşan herifi bir kere daha canlı görmek ve dinlemek için gidiyorum bu konsere.

 

 

Yukarıda resmini görmüş olduğunuz sahne tanrısı yine çıkacak sahneye. Artık “Du yu hev mestir of papıts?” mı der “Sey ‘Fak no Jeymz'” mi der, battery’nin ortasında “Ar yu elaaaayv? Hav iz it fiyıl to bi elayv? Şov mii!” mi der bilemem. Ben sırf bu adamın gitar ve mikrofonla sanki bir sihirbaz gibi seyirciyi büyülemesini (Elbette beni de!) izlemeye gidiyorum. Üstüne isimleri metal ve rock tarihine geçmiş dolu şarkıyı dinleyecek olmak da işin profiterolü (Kadayıfla işim olmaz!). Asıl yazıyı konser sonrası yazacağım. Büyük ihtimalle mahalle maçında son golü atarak mahallesine maçı kazandıran çocukların anlatım tarzında olacak. “Baba durum 9-9 onda bitiyo, hakan pas attı sonra topa böyle bi plase koydum doksana gitti kazandık!”

 

“Sonra Ceyms konuşurken bi anda bi girdi Kıripin Det’e…”

 

Back to the roots…

1 Yorum

  1. Bekarlığa Metal Partisi « Saçmalamalar! said,

    […] morali depolamıştım ve 2009′da işler çok daha yolunda gitmeye başlamıştı. Konser öncesi ve sonrası yazdığım yazıları okudum bu yazıya başlamadan önce. Bu yazılardan önceki […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: