Başlıksız

Mart 21, 2007 at 8:58 am (Saçmalamalar!)

Henüz başlıksız bir yazıdır şu an okumakta inat ettiğiniz. Ayrıca hiçbir şey de anlatmayacaktır. Benliğinize, o über, süper, hitler, şumaher kişiliğinize en ufak bir katkısı da olmayacaktır. Bu yazı böyle planlanmamıştır. 
 

Dan diye ortasından girilesiydi sayfa. Kendimi tutamadım. Sayfa açasım geldi mi anlıyorum ki o sayfanın ırzına geçme içgüdüm had safhada. Fakat güdüye söz geçer mi? Geçmiyor. Gönül ferman dinliyor mu? Dinlemiyor. Paragraf burada bitiyor mu? Evet. 

Eğer bu kadar hiçbir şey anlatmamayı başaran bir yazıyla daha karşılaşırsanız ve ayrıca onu da okursanız boş olan üçüncü paragrafına kadar ya yazara itimadınız sarsılır ya da siz de en az o yazar kadar çatlaksınız demektir. Bundan sonraki paragrafları da takip edecekseniz eğer bir ihtimal yazardan daha çatlak olma gibi bir olasılık da olası elbette. 

Şu an başlanmış olan dördüncü paragraf belki de paragraflar arasında en boşu olacak. Çünkü yazar bu paragrafta bir üst ile bir alt paragrafı bağlamaya çalışacak. “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır.” Prensipsel sözü baz alınarak düşünüldüğünde neyi neye bağlayacağını sorgulayan yazarımız, şu an içinde bulunduğu cümlede bir üst paragrafta hiçbir bok anlatmamış olduğunu, yeni gelecek taze bir paragrafta da ne anlatılması gerektiğini çözümleyemediğini itiraf etmelidir. “En iyisi zart diye keskel alaka bir konuyla yüzsüzce paragraf kadar yeni bir konu açıp, geçmişe sünger çekmeli. Bir bahar sabahı… Evet, belki de bir bahar sabahı… Güvercinler konar cami önlerine.” 

Bir bahar sabahı… Evet, belki de bir bahar sabahı… Güvercinler konar cami önlerine. Gerçi kışın da konabilirler. Bir güvercin kadar boş yaşamak var ya hayatı ya da bir kutup ayısı kadar umarsız. 

Elde sigara çıkılan yürüyüşlere benzer bir aşkın bitimi veyahut başlangıcı. İkisinin tezat anlamlar ihtiva etmesi hiç önemli değildir. Sonuçta ikisinin de yönü aynı yola çıkmaktadır. Bir aşk, her yönüyle zararlıdır. Kalbe iyi gelmez. Gazetelerin kıç sayfalarında ufak bir kare geometrisi içine sıkıştırılmış puntolu, küçücük “Çikolata ve aşk kalbe iyi geliyor!” gibi martavalsal haberlere kanılmamalı. Aşk gayet sigara içirtici bir muhabbettir. Sigara tiryakisi ol-olma adamı kanser eder. 

“Ah aşk olmasaydı ise eğer yani nasıl yaşanılırdı ki bu hayatta? Beyaz atlı prensim/dolgun göğüslü prensesim nerede?” yapısındaki soru sorarmış gibi alttan cevap veren osuruk cümleler sanılanın aksine bünyede gaz yapar. 

Aşk da hayat kadar boş ve saçmadır. Yaşanılasıdır.

Ya nasıl da şak diye “Yaşanılasıdır.” Deyip de el-ense çektim sana okuyucu? Farkında mısın? Değil misin? Yazdıklarım hiç umurunda bile değil mi? Benim umurumda olsa şu koca saçma blok halinde siteler oluşturmuş tuğladan harfleri dizer miyim art arda hiç? 

Dizmem. 

Ufak bir can sıkıntısıdır anlatmak istediğim ey sevdiğim okuyucu. Yazmak huzur verseydi eğer neden koca külliyatlar yazan ustalar hala devam ederdi yazmaya? Yazdıkça, kustukça rahatlar insan. Ve kus kus bitmeyen demek ki huzurmuş be Kofi Annan! (Nesirde kafiye.) 

Daimi huzuru arayan huzursuzlar olaraktan son bir paragraf boyu katlanın şu çileye. (Tamam, korkmayın az kaldı.) 

“Benim hayattaki en büyük derdim-sıkıntım huzurlu olmak. Huzuru sıkıntı ettikçe rahata eremiyorum. Huzursuz olmam huzurumu bozuyor!”  

Zaftrik Zafromel’den Aforizmalar- Bknz.  Zafromel Larus Syf. 51 Başlık: Ne kadar da hede hödöyüm, aforizmam bile var! 

Öpüldünüz! 

Zafer 

Buraya normalde tarih, saat ve şehir yazıyorum ama boş verin. Nasılsa bir işe yaramayacak. Tıpkı benim gibi…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: