Lefter, Metin, Vedat

Normalde bu tip yazılar yazmam. Futbola eskiden aşıktım fakat artık onu ben onu çok severken yine beni terk etmiş bir sevgili gibi görüyorum.
Çeşitli sebepleri var elbette bunun. Bu sebeplerin arasında herkesin kendi çıkarını, şanını-şöhretini düşünmesini, cebini doldurma sevdasını gösterebiliriz. Şu an sahalarda top koşturan futbolcular arasında “Efendi” sıfatını hak eden bir elin parmağı kadar bile adam gösterebilir misiniz? Daha geçen sezon GS-FB derbisinde yaşananlardan, futbolculardan çok ben ve benim mantığımdaki insanlar utanmıştır eminim, hangi takımı tutarsa tutsun.
Vedat Okyar’ın vefat haberini aldığımdan beri bu topraklarda doğmuş biri olarak nedensiz ve gereksiz görülebilecek bir moral bozukluğu içerisindeyim. Sanki bir kale daha devrildi. “Hasta fakat kesinlikle fanatik ve radikal olmayan” bir GS taraftarıyım ve renkleri bir kenara bırakarak sadece benim değil herkesin üzüldüğünü görüyorum. İnternette pek çok kişi pek güzel şeyler yazdı ardından zaten, o kadar güzel ve yerini bulan cümleler ki üzerine ekleyecek hiç bir şeyim yok. Ben daha çok şunu sormak istiyorum size: “Şu an oynayan futbolculardan herhangi birinin ölümünün ardından da acaba Vedat Okyar’ın, Metin Oktay’ın vefatlarından sonraki kadar üzülebilecek miyiz gerçekten?” Elbette umarım geç olur fakat şu an benim aklıma gelen bir kaç isim var ve hepsi de futbolculuktan emekli olmuş durumda: Can Bartu, Rıdvan Dilmen, Şenol Güneş ve benim gözümde özel bir yere sahip Ergün Penbe.
Geçen gün televizyonda Metin Akpınar’ı gördüğümde kendi kendime “Bu adama bişey olmasın lan. Harbi üzüntüden ölürüm.” demiştim sonra aklıma Şener Şen gelmişti. İşime gelmediğinden aklımdan savurmaya çalışmıştım bu düşünceyi ve yakın zaman sonra Vedat Okyar’ın haberini aldım.
Bu saydığım isimlerin hepsi özgün, saygın insanlar, yerine yenisini koyamayacağımız… Fakat hepsinin ortak ve benim onları elimden geldiğince örnek almaya çalışmamın en büyük sebebi ise naiflikleri!
Vedat Okyar’ı televizyonda ne zaman görsem, oturduğum koltukta, uzandığım kanepede gizliden kendime çeki-düzen verirdim. Gazetedeki köşesinde o ufak fotoğrafta bile bir ağırlık, bir saygınlık vardı. Sanki babamın çok sevdiğim; rakı masasına birlikte oturduklarında çocuk halimle anlattıkları hikayeleri can kulağıyla dinlediğim bir arkadaşıydı Vedat Abi. Öylesine naif, öylesine bir “Tanzimat Beyefendisi” Yıllanmış bir şarap misali.
Vedat Abi televizyona her çıktığında yaşım kaç olursa olsun, aynı lafları duyacağımı bile bile babama dönüp sorardım “Baba, nasıl bir futbolcuydu?” “Çok teknik! Defanstı ama çok teknikti, ayak içini kullanırdı. Beckenbauer gibi düşün, aynı O’nun tarzı.” derdi babam her defasında.

Beşiktaşlılar’ın Beşiktaşlı olmakla gurur duymalarına bir sebep bu adam, tıpkı benim Metin Oktay sayesinde Galatasaraylı olmaktan, babamın Lefter sayesinde Fenerbahçeli olmaktan gurur duyduğu gibi. Kızsa da neyi nasıl söyleyeceğini bilir, kimseyi kırmazdı. Hiç bir şeyi kırıp döktüğünü de görmedim bu zamana kadar. Söylediği kimi şeylere katılmayabilirdiniz fakat diğer spor yorumcularına söylediğiniz gibi televizyon başından “Hadi ordan be sen de Vedat Abi!” diyemezdiniz. Şu örnek cümleyi yazarken bile “Acaba kendisine bir saygısızlık mı yapıyorum?” diye düşünüyorum.

Babam GS-FB maçlarını iki takım taraftarlarının kol kola izlediği zamanları görmüş. Belki de ben bu dönemler bittiği için gidemiyorum stadlara. Karşı takımın tribününde oturanların da insan olduğunu unutmuş durumda şu an ev sahibi takımın taraftarları.
“Metin Oktay”, “Vedat Okyar” isimleri karşı takımın taraftarına da saygı gösterilen bir dönemi sembolize ediyorlar belki de benim kafamda. Bu yüzden bu kadar üzülüyorum.

Kaan Kural, basketboldan çok basketbolun içindeki hikayeleri sevdiğini söyler hep. Ben de; bir derbi maçından sonra, sahada birbirini yenmek için “Efendilik sınırları içerisinde” her şeyi yapmış iki takımın topçularının, skor ne olursa olsun, birlikte balık yemeye gittikleri dönemleri görmek, o hikayelere tanık olmak isterdim. Şimdiki gibi yenilen takım hangisiyse, tesislere dönerken otobüslerinin taşlandığı bir devre değil!
Lefter Küçük Andonyadis, Metin Oktay, Vedat Okyar. Böylesine efendi böylesine naif insanlar aramızdan ayrıldıkça birer sur daha düşüyor centilmenlik kalesinden, kırılıyor, dökülüyor.
Hoşçakal Vedat Abi! Hepimizin başı sağolsun.
(İyi ki bu sene Bjk şampiyon oldu.)

İbrahim Sürücü demiş ki,
Temmuz 21, 2009 9:31 am
Zafrom eline sağlık.
Beşiktaşlı efsanelerden,kaptanlardan birisi olmasına rağmen hani birisini hiç tanımazsın,hayatında bi kere bile görmemişsindir de ölüm haberini alınca hüzünlere kapılırsın ya dün sabah işte öyle oldu bende.Hep babamın anlattığı kadarıyla bilirdim Vedat Okyar’ı,Bolat amcanın anlattıklarıyla paralel,efendi mi efendi..Kişilik böyle bişey demekki..Bu dönemde de böyle insanlar lazım Türk futboluna Türk sporuna..
Mekanın cennet olsun güzel adam..
#5 Vedat Okyar
KsK_chakal demiş ki,
Temmuz 28, 2009 3:12 pm
Mekanı cennet olsun inanılmaz kaliteli, son derece asil bir insandı, bir efsaneydi….
Efsane demişken…
(bknz.) “Gode Cengiz”…
Allah her takıma böyle insanlar nasip etsin…
Allah rahmet eylesin…