Osuruktan Teyyare Selam Söyle O Yare!

Ocak 21, 2009 at 10:26 pm (Saçmalamalar!)

Cümle ziyan edesim geldi, oturdum klavyenin başına. Elimde kalem yazdıklarımı benden kelli bir eczacılar okuyabiliyor. Halbuki klavye işin içine edince öyle mi? Her bir şey pir ü pak tabak gibi ortada. Kaç arkadaşımın el yazısını tanıyabilirim acaba diye kendime vicdan azabı çektirsem neye yarar?

Aşk kıçımda kalmış son osuruk, toplum içindeyim salamıyorum. Terbiyem bozuluyor beynimin içinde, dışarıda efendiyim icabında, fazlasıyla. İyi ki bu blogun başlığı böyle, istediğim gibi saçıyorum etrafa, konu bütünlüğü, sürükleyicilik hak getire. Ben kırıyorum ben döküyorum ben topluyorum. Belki de mesaj kaygısızım an itibariyle. Belki salt yazasım tuttu. Oluyorsa benim baytım ziyan oluyor. En azından mikrofort gibi devamlı mavi ekran veren şeyler baytlayıp üstüne milletten para almıyorum. Cebim delik cepkenim kara delik. Banka hesabım var istikrar abidesi. Uzaydaki A noktasından B noktasına giden bir düz çizgi gibi sıfır parabol!

Günlerim geçiyor kimi toplu taşıma araçlarını gözlemler iken, kendime tepeden bakıyorum. Günler geçiyor su içip koşarken, kışın bot giymek zor geliyor. Suadiye’nin ara sokaklarına dalıyorum boş denilen zaman dilimlerimde, dilim dilim yürüyorum. Daldığım yerden çıkıp eve kahve içmeye geliyorum.

Tüm bu kainat kafamı karıştırıyor kimi zaman en yakın kuruyemişçiden soda alıyorum, kurtuluyorum midemdeki bulantıdan.

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

Geçen Gün Fark Ettim…(1)

Ocak 16, 2009 at 11:12 pm (Saçmalamalar!)

… “Dikkat! Program bittikten sonra ön kapağı açmak için iki dakika bekleyiniz.” ibaresi çok mu didaktik yoksa fazlasıyla mı samimi?

… dans etmek diye bir şey yok sadece dingildiyoruz.

… türlü türlü insan var.

… ana duraktan sonraki ilk durakta i.neliğineymiş gibi bekleyen yaşlılara yer vermek tatsız bir sorumluluk.

… şarkılar bir acayip.

… vapur denen vesait kesinlikle güzel bir vesait.

… piyano durul durul çalınınca güzel.

… halımın peşindeyim.

… ay lav dis geym.

… ayna ayarım ve aynalarla aram pek iyi değil.

… ayakkabının içine kaçan çakıl taşı Çin işkencesi gibi bir şey.

… ayakkabının altına yapışan sakız Japon yapıştırıcısı gibi bir şey.

… sakin olmam gerek.

… hala sünnet yatağımda yatıyorum ben. Lan!?

… ben halamı çok ama çok seviyorum. Hala bu be sevilmez mi? Ben sevilmeyen bir hala görmedim.

… çoraplara özgürlük!

… la notası iç burkar.

… daha gencim ben. Sanırım.

… sivrisinekler çok p.ç oluyorlar. Bir tane efendi sivrisinek gösterin bana kulağımı ısırırım.

… el şakalarından haz etmiyorum/almıyorum.

… ben malın tekiyim.

… odunum ben. Geç oldu biraz ama. İşte. Yani.

… her daim gülünebilecek bir şey bulabiliyorum.

… her daim sinirlenilebilecek bir şey bulabiliyorum.

… Yalın gerçekten efendi bir çocuk ama Coşkun Sabah sanki oynuyormuş gibi geliyor bana. Çocukken mahallenin en p.çi O idi kesin.

… Erol Evgin’in suratına pasta fırlatmak istiyorum.

… Şener Şen’i sevmek bedava hem de hiç para ödemeden.

… Tarantinoğulları diye bir beylik olsaymış keşke. Kan gövdeyi götürürdü Anadolu’da. Birlik-mirlik sağlanamazdı.

… her şey ama istisnasız her şey yitip gidiyor. Akıp gidiyor. Yok oluyor. Hiçleşiyor.

… armadilloları severim. Mirketleri de.

… yaratıcılık kimsenin bulmadığını bulmaktan, aramaktan başka bir şey değil.

… ipe-sapa gelmiyor düşüncelerim.

… unuttum hemen. İşime gelmedi.

… mütevazi ama şık kalemleri seviyorum.

… bas gitarla girilen şarkılar kadar özel çevremdeki insanlar.

 

Z.A.

Kalıcı Bağlantı 2 Yorumlar

Reflection

Ocak 5, 2009 at 11:12 pm (Ustalara Saygı Kuşağı)

mjk

And in my darkest moment, fetal and weeping.

The moon tells me a secret. My confidant.

As full and bright as I am, this light is not my own 

A million light reflections pass over me

It’s source is bright and endless.

She resuscitates the hopeless

Without her we are lifeless satellites dreaming dreams.

And as I pull my head out I am without one doubt

Don’t want to be down here feeding my narcissism

I must crucify the ego before it’s far too late

I pray the light lifts me out before I pine away.

before I pine away

Tool

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

İndiragandi!

Ocak 3, 2009 at 12:22 am (Saçmalamalar!)

Senelerce etrafımdan, filmlerden, mahallede abilerin o özel argo dilinden sıkça kulağıma çalınan bir laf vardı, hiç hoşuma gitmezdi. Tee ilkokulda aklım ermez iken Mahatma Gandhi adında feylesof bir devlet adamının adını duymuştum. İnsanların isimleriyle ilgili yapılan şakalardan genelde haz etmeyen biri olduğumu o günlerde fark etmiştim. Gandhi’nin bir şekilde ismini mahallede orada burada hayatta yaralı parmağa işememiş insanlar tarafından “Oh malı götürmüşsün! Helal bu yollar sana abiciğim!” şeklinde cümle içinde duymak nedense rahatsız ediyordu beni. Halbuki adamların ne Gandhi’den ne de pasif direniş yönteminden haberleri vardı. He olsa ne olurdu? “Şaban Gandhi uhahahaa vurucan ağzına sesini çıkarmayacak godosh! muhahaaha!” diyerek devam ederlerdi sohbetlerine. Herhalde. Bir şey değişmezdi.

Geçen gün sıkıntıdan ekşide başlıktan başlığa saldırdığımda hasta olunası sözler minvalinde bir başlığa rastladım. İş-güç yok okumaya başladım. Hepsi güzel ve has insanlar tarafından söylenmiş manidar laflar evet-kabul-orrayt ama Indira Gandhi’nin dedesinin kendisine söylediği bir lafa takıldım kaldım. İngilizcesini buraya yazıp üstüne elimden geldiğince çevireceğim:

“My grandfather once told me that there were two kinds of people: Those who do the work and those who take the credit. He told me to try to be in the first group; there was much less competition. – Indira Gandhi”

Zafroca Meal: Dedem zamanında bana iki tür insan olduğunu söylemişti. Birinci tür işi yapanlar ikinci tür ise o işin kaymağını yemeye çalışanlar. Dedem bana ilk grupta olmaya çalışmamı öğütledi; o grupta çok daha az rekabet olur(muş).

O kadar ince ve muazzam dalga geçiyorki pek fazla yorum yapamıyorum açıkçası. Elbette senin görebildiğin kadardır karşındaki ya da anladığın kadardır sana anlatılanlar. O yüzden herkes kendi ne anlıyorsa…

Mahallelerde bulunan işe yaramaz kontenjanı doldurucularının ucu kendilerine dokunan laflar eden bir kadının ismini, habersiz bir şekilde intikamvari cümleler içinde kullanmaları elbet ironik ve ne bileyim lan işte komik. Heh şimdi ben bu cümleyi etraftan indiragandilemedim mi? Gandiledim. İşin orasına karışmam. Benden buraya kadar. Ünlü futbol spikerlerimizin koalisyon halinde kullandıkları bir özlü sözü de buraya yapıştırır kaçarım:

“Şimdi onlar düşünsün!”  

Zaftrigandi

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın